Bingöl Üniversitesi Pilot Üniversite Koordinasyon Birimi Akademik personelleri tarafından Bölgesel Kalkınma Odaklı İhtisaslaşma programı kapsamında programın gelişimine yönelik gerçekleştirilen haftalık seminerler devam ediyor. 22 Haziran tarihli seminer Öğretim Görevlisi Zeynep ÜRÜŞAN tarafından ‘’Arıcılıkta Kullanılan Tıbbi Aromatik Bitkiler’’ başlığı ile gerçekleştirildi.

Sunumda tıbbi aromatik bitkilerin önemine ve arıcılıkta kullanımına dair bilgiler veren Öğr. Gör. Zeynep ÜRÜŞAN, Tıbbi aromatik bitkilerin yüzyıllardır insanlar tarafından dini törenlerde, hastalıkların tedavisinde, koku ve aroma vermek amacıyla kullanılmasının yanında eczacılık, kozmetik, parfümeri, gıda sanayisinde ve arıcılıkta polen ve nektar kaynağı olarak da kullanıldığını ifade etti.

 

Sunumunda Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) istatistiklerine göre, dünyada yaklaşık 20 bin bitki türünün tıbbi aromatik bitki olarak değerlendirildiğine değinen Ürüşan, ayrıca; “Türkiye, 174 familyaya ait 1251 cins ve 3750 tanesi endemik olan 12.000’den fazla tür, alt tür ve varyete ile oldukça zengin bir floraya sahiptir. Ülkemiz farklı ekolojik koşullar ve iklime sahip olması, floranın fazlasıyla bitki tür ve çeşitliliği içermesinden dolayı tıbbi ve aromatik bitkiler bakımından önemli bir ekonomik değere sahiptir. Ülkemizde yaklaşık 500 bitki türü tıbbi ve aromatik bitki olarak değerlendirilmektedir.” İfadelerine verdi.

 

 

Bunun yanı sıra ballı bitkiler hakkında şu bilgilere yer veren Öğr. Gör. ÜRÜŞAN;

“Bal arılarının nektar ve salgısından yararlandığı bütün bitkiler ballı bitkilerdir. Ballı bitkileri nektar verenler ve salgı verenler olarak arıcılık açısından iki grupta değerlendirebiliriz. Nektarlı bitkilerin genellikle çiçeklerinde veya nadiren bitkinin diğer bir yerinde nektar bezi vardır. Bu bezin salgıladığı şekerli sıvı olan nektardan bal arıları toplayarak bir işleme tabi tutarak nektar balı üretirler. Salgı veren bitkilerden bazıları bal arıları için önemlidir. Herhangi bir böcek emgisi veya diğer doğal olaylardan dolayı yaprak ve genç sürgünler üzerinde bazı hallerde kabuk arasında oluşan salgıları bal arıları toplayıp işleme tabi tutarak salgı balı üretir. Balın hammaddesi floem öz suyudur. Şekerli, renksiz, saydam, floresan ışığında parıldayan bir maddedir. Kuru ağırlığı %5-%10 arasındadır. pH=7.3–8.5 arasındadır. Kuru maddenin %90’ını şekerler oluşturur. Diğerleri de karbonhidratlardır. Az miktarda asitler ve mineral maddeler bulunur. Ballı bitkilerin bal verimini tespit etmek için bal potansiyeli listesi hazırlanmıştır. Dünyanın bir çok ülkesinde bu liste kullanılmaktadır. En düşük kapasite de bal verimi 1. sınıf ile en yüksek bal kapasitesi de 6. sınıf ile değerlendirilmiştir.” bilgilerine yer verip, şu değerlendirmeleri paylaşarak sunumunu sonlandırdı:

“Bal verimine etki eden su, toprak, ısı gibi değerlerin en üst düzeyde olduğunu kabul ederek bir hektar (10000 m2) alan da kapama olarak aynı ballı bitki var kabul edilir ve bu alanın toplam nektar verimi değerlendirmeye alınır.

0,25 kg/hektar olan bitkiler 1. sınıf bal potansiyelli

26-50 kg/hektar olan bitkiler 2. sınıf bal potansiyelli

51-100 kg/hektar olan bitkiler 3. sınıf bal potansiyelli

101-200 kg/hektar olan bitkiler 4. sınıf bal potansiyelli

201-500 kg/hektar olan bitkiler 5. sınıf bal potansiyelli

501 kg/hektar üzerinde olan 6. sınıf bal potansiyelli bitkilerdir. Bu bilgiler doğrultusunda;

Arıcılıkta nektar ve polen kaynağı olarak değerlendirilen tıbbi aromatik bitkilerden 15 tanesi (defne, yalancı akasya, lavanta, adaçayı, hardal, hayıt, ısırgan, oğul otu, yabani fesleğen, kekik, ıhlamur, iğde, orman gülü, karaçalı, keçi boynuzu) örnek olarak değerlendirebiliriz.”