Bingöl Üniversitesi Pilot Üniversite Koordinasyon Birimi Akademik personelleri tarafından Bölgesel Kalkınma Odaklı İhtisaslaşma programı kapsamında programın gelişimine yönelik gerçekleştirilen haftalık seminerler devam ediyor. 29 Haziran tarihli seminer Öğretim Görevlisi(Doktor) Fadime YAZDIÇ tarafından ‘’Bal Arısı (Apis) Sindirim Sisteminde Mikrobiyal Flora Çeşitliliği ve Bal Arısı Sağlığına Etkileri’’ başlığı ile gerçekleştirildi.

 

Tarımsal üretime bağlı olan tarımsal kalkınma, polinatör denilen tozlaştırıcı organizmaların sağlığı ile yakından ilişkilidir. Çok iyi bir polinatör olan bal arılarının sağlığının korunması, bu böceklerde hastalık etmenlerinin kontrol edilmesine bağlıdır. Bal arısı sindirim sisteminin mikrobiyal florası bal arılarının bağışıklığını oluşturan faktörlerden biri olması nedeniyle önem arz etmektedir. Ayrıca, arıların memeli hayvanlar başta olmak üzere çeşitli organizmalara nispeten fizyolojik sistemlerinin daha basit olması, arıyı mikrobiyal ekoloji, bunların orjinleri, korunması, devamlılığı ve suş seviyesinde temel fonksiyonlar hususundaki soruların cevaplarını bulmada güçlü bir model kılmaktadır. Arı sindirim sisteminin mikrobiyal florasının konakçısına sağladığı yararlar arasında, besinlerin sindirimi, zararlı moleküllerin detoksifikasyonu, temel besin temini (bazı vitaminlerin, yağ asitlerinin vs. üretimi), istilacı patojen ve parazitlere karşı koruma, bağışıklığı modüle etme sayılabilir.

Son yıllarda araştırmacıların dikkatini çekmeye başlayan arı sindirim sisteminin mikrobiyal florası ile ilgili çalışmalar daha ziyade moleküler tanımlama ve floradan saflaştırılan organik asitlerin arılarda hastalığa neden olan patojen gelişimi üzerine inhibisyon etkisinin incelenmesi şeklindedir. Ancak, konakçı ve mikrobiyom etkileşiminin açığa çıkarılması, konakçı genetik farklılıklarının etkisinin kontrol edilmesi, sistematik ve standardize edilmiş yöntemlerin geliştirilmesi, meta data bilgisine ek olarak nükleotit data bilgilerinin arşivlenmesi ve bu alanda çeşitli soru işaretlerinin cevaplarını bulması için moleküler düzeyde daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.